okunma
Spor psikolojisine olan ilginiz nasıl başladı? Bu alana yönelmenizde etkili olan faktörler nelerdi?
Voleybol geçmişim, spor psikolojisine olan ilgimin temelini oluşturdu diyebilirim. Yaklaşık on yıl profesyonel voleybol oynadım. Üniversite sınavına hazırlandığım dönemde, antrenmanlarla sınav hazırlığını birlikte götürmekte çok zorlandım ve sporu bırakmak zorunda kaldım. O süreçte bir spor psikoloğuyla çalışsaydım, belki de hem akademik hem de sportif hedeflerimi sürdürebilirdim diye düşündüm. Dolayısıyla bu farkındalık da beni spor psikolojisine yönlendiren en güçlü motivasyon oldu.
Kadir Has Üniversitesi’nde spor psikolojisi üzerine yüksek lisans yapıyorsunuz. Akademik eğitiminizin mesleğinizde nasıl bir katkısı oldu?
Yüksek lisans sürecim, spor psikolojisi alanındaki bilgi birikimimi pekiştirip uygulamaya dökme şansı sundu diyebilirim. Lisans döneminde daha çok gözlem yaparak alana dışarıdan bakan bir konumdaydım, yüksek lisansla birlikte ise artık sürecin daha aktif bir parçası haline geldim. Aldığımız teorik dersler, vaka analizleri sayesinde hem akademik altyapım güçlendi hem de öğrendiklerimi sahada nasıl uygulayabileceğimi deneyimleme fırsatı buldum. Bunun yanı sıra alanda gerçekten değerli ve deneyimli hocalardan ders almak da çok kıymetli. Onların bilgi birikiminden faydalanmak ve geri bildirim almak, mesleki gelişimimde önemli bir yer tutuyor. Şu anda sahada çalışırken hem teorik hem de pratik olarak kendimi daha donanımlı hissediyorum.
Lisans eğitiminizi Psikoloji üzerine tamamladınız. Spor psikolojisine yönelme süreciniz nasıl gelişti?
Psikoloji okumaya karar verdiğimde aslında hangi alana yöneleceğim de çok netti. Spor psikolojisi benim için sonradan gelişen bir ilgi değil, en başından beri hedefimdi. Bu yüzden lisans eğitimim boyunca da bu alanda kendimi geliştirmeye odaklandım. Stajlar yaparak, eğitimlere katılarak ve alanda çalışan uzmanlarla tanışarak spor psikolojisini daha yakından tanıma fırsatı buldum. Her adımda ne kadar doğru bir seçim yaptığımı bir kez daha hissettim. Sporla olan bağım ve psikolojiye olan ilgim bu alanda kesişince, gerçekten hem keyif aldığım hem de kendimi ait hissettiğim bir meslek yoluna girmiş oldum.
Şu an İBB Spor Kulübü’nde spor psikoloğu olarak çalışıyorsunuz. Burada sporcularla nasıl çalışmalar yürütüyorsunuz?
Spor psikoloğu olarak bir kulüpte çalıştığımızda, sporcularla hem bireysel hem de takım çalışmaları yürütüyoruz. Bireysel görüşmelerde genellikle performans kaygısı, odaklanma, motivasyon, hedef belirleme gibi konularda yoğunlaşıyoruz. Sezonun temposuna göre duygu düzenleme, stresle başa çıkma ve özgüven gibi konular da daha fazla ön plana çıkabiliyor. Takım çalışmalarında ise takım içi iletişim, nefes egzersizleri ve mental beceri antrenmanları gibi unsurlara odaklanıyoruz. Yani o an takımın neye ihtiyacı varsa, ona göre bir yaklaşım belirliyoruz. Ayrıca antrenman ve maç gözlemleri yaparak sporcuları sadece sözel anlatımlarıyla değil, sahadaki davranışlarıyla da daha iyi tanımaya çalışıyorum. Bu gözlemler da ihtiyaçları daha doğru analiz etmeme yardımcı oluyor. Kısacası sahayla psikolojik destek arasında köprü kurmaya çalıştığım bir süreç bu ve her zaman sporcuların iyi oluşunu desteklemek için çaba göstermeye çalışıyorum.
Sporcuların en sık karşılaştığı psikolojik zorluklar nelerdir? Performans kaygısı ve stresle başa çıkmaları için hangi teknikleri öneriyorsunuz?
Sporcuların en sık karşılaştığı psikolojik zorlukların başında performans kaygısı, stres ve motivasyon düşüklüğü geliyor. Özellikle büyük turnuvalar veya önemli maçlar öncesinde bu kaygılar oldukça yoğunlaşabiliyor. Sporcular bazen kendilerine fazla baskı yaparak, beklentileri aşmak için fazlasıyla zorlanabiliyorlar. Bu gibi durumları yönetebilmek için de güçlü bir mental dayanıklılık çok önemli. Nefes egzersizleri, zihinde canlandırma, iç ses çalışmaları, hedef belirleme gibi teknikler de sık sık kullandığımız tekniklerin başında geliyor. Bu teknikler, sporcuların zihinsel olarak sakinleşmelerine, odaklarını kaybetmemelerine ve stresle daha sağlıklı bir şekilde başa çıkmalarına yardımcı oluyor.
Mental antrenman ve spor psikolojisi alanında Türkiye’deki farkındalık seviyesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Alandaki farkındalık Türkiye’de son yıllarda giderek arttı, ancak hala gelişmeye açık bir alan olduğunu düşünüyorum. Sporcular, antrenörler ve kulüpler, fiziksel antrenman kadar zihinsel antrenmanın da önemini giderek daha fazla kabul etmeye başlıyorlar. Yine de bu konuda tam anlamıyla yerleşmiş bir kültürden bahsetmek zor. Birçok spor dalında mental becerilerin geliştirilmesi için yapılan çalışmalar hala ikincil bir öncelik gibi görülebiliyor.

Bilişsel Davranışçı Terapi, Mindfulness ve Liderlik üzerine çeşitli sertifikalara sahipsiniz. Bu alanların spor psikolojisine nasıl bir katkısı oluyor?
Spor psikolojisi gerçekten çok dinamik bir alan ve sürekli gelişim gerektiriyor. Bu nedenle farklı eğitimler ve sertifika programları hem kişisel hem de profesyonel gelişim açısından oldukça değerli. Mindfulness ve Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) gibi yaklaşımlar, sporcularla gerçekleştirdiğim görüşmelerde sıklıkla kullandığım ve oldukça faydasını gördüğüm yöntemler. Bu yaklaşımlar sporcuların mental engellerini aşmalarına yardımcı oluyor ve onların psikolojik sağlamlıklarını artırıyor. Ayrıca liderlik ve stres yönetimi gibi konularda da bilgi sahibi olmak, takım sporlarında daha etkili bir şekilde çalışmamı sağlıyor. Tabi tüm bu teknikleri ve yaklaşımları uygulamadan önce, doğru eğitim almış olmak ve gereken donanıma sahip olmak oldukça önemli.
“Mindfulness” yani bilinçli farkındalık sporcuların performansında nasıl bir etki yaratıyor?
Mindfulness, sporcuların performansı üzerinde gerçekten çok güçlü bir etkiye sahip. Çünkü bir sporcunun zihni ne kadar dağınıksa, performansı da o kadar etkilenebiliyor. Mindfulness ise sporcunun “şu an”da kalmasına, dikkatini geçmişteki hatalara ya da gelecekteki olası başarısızlıklara değil, o an yaptığı işe vermesine yardımcı oluyor. Bu da özellikle baskı altında karar vermeyi, odaklanmayı ve stresle başa çıkmayı çok daha mümkün kılıyor diyebilirim.
Spor psikolojisi alanında kendinizi geliştirmek için üzerinde çalıştığınız yeni projeler veya hedefleriniz var mı?
Tabii ki, spor psikolojisi gibi sürekli gelişen ve güncel kalmayı gerektiren bir alanda çalışınca kendimi geliştirmek için hep yeni hedefler koyuyorum. Zamanla yapmak istediğim birçok şey var ama bunlardan biri benim için en önemlilerinden biri. Bu alana ilgi duyan kişilere yol gösterecek, spor psikolojisiyle ilgilenen herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir platform oluşturmak. Çünkü ben de lisans döneminde bu alanda staj ya da gözlem fırsatı bulmakta çok zorlanmıştım ve o dönem ne kadar yol göstericiye ihtiyaç duyduğumu çok iyi hatırlıyorum. Bu yüzden özellikle spor psikoloğu adaylarının alana daha kolay erişebilmelerini, deneyim paylaşımı yapabilecekleri, bilgi alabilecekleri bir alan oluşturarak desteklemek istiyorum.
Genç sporcuların psikolojik gelişimlerini desteklemek için ailelere ve antrenörlere hangi önerilerde bulunursunuz?
Genç sporcuların psikolojik gelişimlerini desteklemek için ailelerin ve antrenörlerin çok önemli bir rolü var. Her iki tarafa da, öncelikle sporcular için pozitif bir ortam yaratmalarını ve baskıcı olmaktan ziyade destekleyici bir şekilde onlara yaklaşmalarını öneririm. Aileler çocuklarının duygusal ihtiyaçlarını anlamalı ve başarıya değil, sürece odaklanmalarını sağlamalı. Antrenörler ise sporcuları sadece fiziksel olarak değil zihinsel olarak da güçlendirecek bir yaklaşım sergilemeli, özgüvenlerini artıracak şekilde onları teşvik etmeli.
Spor psikolojisi alanına yönelmek isteyen yeni mezun psikologlar için en önemli tavsiyeleriniz nelerdir?
Alana yönelmek isteyenler için en önemli tavsiyem, bu alanda hem teorik bilgiyi hem de pratik deneyimi birlikte kazanmaları. Spor psikolojisi sadece akademik bilgiyle değil, aynı zamanda saha deneyimiyle de şekillenen bir alan. Bu yüzden yapabiliyorlarsa eğer staj imkanlarını değerlendirmek, gönüllü çalışmalar yapmak ve farklı spor dallarında gözlemler yapmak oldukça faydalı olacaktır.
Yorumlar
0 comment