okunma
Bazen hiçbir şeyin yanlış olmaması, bir şeylerin doğru olduğu anlamına gelmez.
Hayat akıp gidiyor. Günler birbirini takip ediyor, sorumluluklar yerine getiriliyor, düzen bozulmuyor. Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda gibi görünüyor. Büyük bir sorunun yok belki, krizler yaşamıyorsun, radikal bir mutsuzluk da hissetmiyorsun. Ama aynı zamanda, gerçekten iyi hissettiğini söyleyemiyorsun.
Neşeli değilsin ama üzgün de sayılmazsın. Coşkulu değilsin ama tükenmiş de değilsin. Sanki tüm duyguların ortasında, belirsiz bir çizgide bekliyorsun gibi. Ne dibe vurmuşsun ne de yukarıdasın; hissiz bir düzlemde, hiçbir yere varmayan bir yürüyüşün içindesin.
Bu hâl, ilk bakışta tehlikeli görünmeyebilir. Sonuçta şikâyet edecek bir şeyin yok. İnsanlar seni ‘iyi’ sanıyor, sen de genellikle öyle olduğunu düşünüyorsun. Ama bu hâl, çoğu zaman en derin boşlukların üzerini örten en kalın katmandır. Çünkü duygusal sessizlik, bazen içsel kopuşun en kibar hâlidir.
“Mutlu değilim ama rahatım yerinde” cümlesi tam da bu yerin tarifi olabilir. Rahat olmak, duygusal anlamda tatmin olmakla karıştırıldığında, kişi kendi hayatındaki eksikliği fark etmekte gecikebilir. Çünkü konfor alanı, bir sığınak olduğu kadar bir hapishane de olabilir. İçimizdeki o hafif huzursuzluk, çoğu zaman atmamız gereken bir adımın, konuşmamız gereken bir duygunun veya değiştirmemiz gereken bir durumun habercisidir.
Fakat biz bu sinyalleri bastırırız. Çünkü konforlu bir yaşamın dışına çıkmak cesaret ister. Duygularla yüzleşmek, belirsizliğe adım atmak, insanı korkutur. Bu yüzden “idare ederim” diye diye, bazen yıllar geçer. Peki, rahatlık bizi gerçekten doyuruyorsa, neden içten içe hep bir şeyleri kaçırıyor gibi hissederiz? İşte belki de mutluluğa giden yol, tam da bu soruyu cesaretle sorabilmekten geçer. Mutlu olmanın ilk adımı, “konforun içinde kaybolduğum bir hayatı mı yaşıyorum?” diye durup sormak olabilir. Çünkü insan yalnızca güvende hissetmekle yetinemez; anlam, heyecan, bağ kurma arzusu da duyar. Ve bu arzular, çoğu zaman alıştığımız alanın dışında yeşerir. Bu yazı bir çözüm sunmuyor belki ama bir farkındalık sunuyor:
Mutluluğu sadece “ben konforumda olayım denk gelirsem ne güzel” gibi bir beklentiye sıkıştırma.
Rahatlık bazen bir kapan olabilir.
Mutluluk ise risk almayı, adım atmayı, kendine doğru dönmeyi gerektirir.
Ve bazen mutlu olmak, rahat olmamayı göze almakla başlar.
Haftaya yeniden görüşmek üzere 🌱
Yorumlar
0 comment